- Nisan 8, 2026
- Hairpol
- Comment: 0
Şok dökülmesiyle gelen kendine özgü bir kaygı vardır. Bu, iyileşme sürecindeki belirsiz endişeye ya da greftlerin tutunup tutunmadığına, kızarıklığın normal olup olmadığına, kabukların doğru görünüp görünmediğine dair hafif meraka benzemez. Şok dökülmesi çok daha somuttur. Saçınızın döküldüğünü görürsünüz; gözle görülür biçimde ve size yanlış gelen miktarlarda. Ardından işlemin başarısız olduğu, eskisinden kötü durumda olduğunuz, geri dönüşü olmayan bir şeyin ters gittiği korkusu anında ve güçlü biçimde gelir.
Bir saç ekiminin ardından şok dökülmesi yaşayan hastaların büyük çoğunluğu, biyolojik olarak normal, klinik açıdan beklenen ve sonunda geçen bir durum yaşar. Ancak bunu akılla bilmek ile duygusal olarak yönetmek iki farklı şeydir. Şok dökülmesinin tam olarak ne olduğunu, neden gerçekleştiğini, şiddetini hangi etkenlerin belirlediğini ve sonrasında gerçekçi bir iyileşmenin nasıl ilerlediğini bildiğinizde bu duygusal yük önemli ölçüde hafifler.
Şok Dökülmesi Gerçekte Nedir?
Klinik adıyla telogen effluvium olan şok dökülmesi, normal saç büyüme döngüsünün stres nedeniyle kesintiye uğraması ve saçın erken dökülmesidir. Bir saç ekimi söz konusu olduğunda, işlemden etkilenen bölgelerde sonraki haftalarda görülen saç kaybını ifade eder.
Şok dökülmesindeki “şok” kelimesi, bu benzetme yerinde olsa da dökülmeyi izleyen hastanın duygusal durumunu değil, saç foliküllerinin travmaya tepki olarak yaşadığı fizyolojik şoku anlatır.
Saç folikülleri döngüler halinde çalışır. Anagen adı verilen aktif büyüme evresinde folikül görünür saç telini üretir. Telogen adı verilen dinlenme evresinde ise yeni bir döngüye başlamadan önce büyümeye geçici olarak ara verir. Normal koşullarda herhangi bir anda foliküllerin yalnızca yüzde on ila on beşi telogen evresindedir; bu yüzden günlük saç dökülmesi (genellikle günde 50 ila 100 tel) görünür bir incelmeye yol açmaz.
Foliküller ciddi bir fiziksel travma yaşadığında normal döngüleri bozulur. Doğal seyrini izlemek yerine, döngünün neresinde olursa olsunlar erken telogene girmek zorunda kalırlar. Sonuç, toplu bir dökülmedir: çok daha yüksek oranda folikül aynı anda dinlenme evresine girer ve normal günlük dökülmeden daha yoğun, daha görünür bir saç kaybı oluşur.
Bir saç ekiminin ardından şok dökülmesinde olan budur: operasyondan etkilenen foliküller toplu olarak telogene girerken saç tellerini döker. Foliküllerin kendisi canlı kalır ve büyüme döngüsü yeniden başlar. Ancak görünen saç şimdilik dökülmüştür ve saçlı deri eskisinden daha kötü, bazen çok daha kötü görünür.
İki Tür Şok Dökülmesi
Şok dökülmesini anlamak için etkilenebilecek iki ayrı folikül grubunu birbirinden ayırmak gerekir; çünkü nedenler, takvimler ve sonuçlar ikisinde farklıdır.
İlk tür, nakledilen saçı, yani greftlerin kendisini etkiler. Çoğu kişiye en azından genel hatlarıyla önceden anlatılan dökülme budur. Nakledilen foliküller donör bölgeden alınmış, vücut dışında işlenmiş ve yeni dokuya yerleştirilmiştir. Bu sürecin toplam stresi nakledilen folikülleri telogene sürükler ve ürettikleri saç telleri işlemden sonraki ilk iki ila sekiz hafta içinde dökülür.
Bu tür şok dökülmesi hemen herkeste görülür. Yeni bir büyüme döngüsüne başlamadan önce ilk saç tellerini döken greftlerin oranı yüzde yüze yakındır. Bunu fark etmeyen hastalar ya yakından bakmamıştır ya da dökülme çarpıcı görünmeyecek kadar kademeli gerçekleşmiştir; ancak biyolojik süreç neredeyse herkeste yaşanır.
İkinci tür, doğal saçı, yani nakledilmemiş olan, alıcı bölgedeki ve çevresindeki mevcut saçı etkiler. Hastaları en çok şaşırtan tür budur; çünkü zaten var olan saçlarını kaybedeceklerini beklemezler. Doğal saçta şok dökülmesi, alıcı bölgedeki foliküller çevrelerinde yapılan işlemden etkilendiğinde gerçekleşir: alıcı kanalların açılması, ekim sırasında saçlı derinin işlenmesi ve operasyonun genel doku travması.
Doğal saçta şok dökülmesini her hasta yaşamaz; yaşayanlarda da şiddeti önemli ölçüde değişir. Alıcı bölgede daha fazla saçı olan, sık greft yerleştirilen işlemler geçiren ve folikülleri genel olarak daha hassas olan hastalar, saçı az olanlara ya da daha temkinli işlemler geçirenlere göre daha fazla doğal saç dökülmesi yaşama eğilimindedir.
Operasyon Neden Şok Dökülmesine Yol Açar?
Şok dökülmesinin altındaki biyolojik mekanizma, folikülün fiziksel ve fizyolojik strese verdiği yanıttır. Saç ekimi sırasında bu stresi tam olarak neyin yarattığını bilmek, hem şok dökülmesinin neden beklendiğini hem de şiddetini hangi etkenlerin belirlediğini açıklar.
Greft alımı sırasında donör foliküller bulundukları ortamdan fiziksel olarak uzaklaştırılır. Kan desteğini kaybederler; sıcaklık değişimine, mekanik işlemlere ve vücut dışında geçen süreye maruz kalırlar. Bunların her biri bir stres etkenidir. Nakledilen folikülleri işlemden sonra telogene sürükleyen de greft alma, saklama ve yerleştirme aşamalarının toplam stresidir.
Ekim sürecinin kendisi de alıcı bölgede, nakledilen greftlerin ötesine uzanan bir stres yaratır. Her grefti alacak küçük kesiler ya da Choi kalemi girişleri olan alıcı kanalları açmak, saçlı deriyi alıcı bölgenin pek çok noktasında delmek ya da kesmek demektir. Bu doku travması inflamatuvar mediatörleri serbest bırakır, yerel kan desteğini geçici olarak bozar ve komşu doğal folikülleri telogene sürükleyebilecek fizyolojik bir ortam oluşturur.
Bir Safir FUE ya da DHI işlemi, her alıcı noktada eski tekniklere göre daha az doku travması yaratır; bu nedenle bu yöntemler pek çok hastada daha hafif doğal saç dökülmesiyle ilişkilendirilir. Ancak bu azalma mutlak değil, görecelidir; hangi teknik kullanılırsa kullanılsın doğal saçta bir miktar şok dökülmesi görülebilir.
Kimlerde Şok Dökülme Daha Şiddetli Olur?
Şok dökülmesinin şiddeti kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda dökülme çok az fark edilir. Bazılarında ise saçlı derinin işlemden öncesine göre gerçekten daha kötü göründüğü, toparlanma başlamadan haftalarca ya da aylarca sürebilen, çok rahatsız edici bir dönem yaşanır.
İşlemin yoğunluğu en önemli etkenlerden biridir. Alıcı bölgeye greftlerin sık yerleştirildiği yüksek yoğunluklu işlemler, daha seyrek yaklaşımlara göre daha fazla toplam doku travması yaratır. Yüksek yoğunluklu alıcı bölgede yerel kan desteği daha fazla bozulur ve inflamatuvar yanıt daha belirgindir.
Alıcı bölgedeki mevcut saç yoğunluğu özellikle doğal saçtaki şok dökülmesi için önemlidir. Alıcı bölgesinde orta düzeyde saçı olan bir hastanın, bu bölgesi büyük ölçüde kel olan bir hastaya göre risk altındaki doğal folikül sayısı daha fazladır. İşin çelişkili yanı, işleme girerken korunacak daha çok saçı varmış gibi görünen hastalar en belirgin doğal saç dökülmesini yaşama eğilimindedir.
Foliküllerin hassasiyeti kişiden kişiye değişir ve işlemden önce kesin olarak öngörülemez. Bazı foliküller görece dayanıklıdır ve başkalarını telogene sürükleyecek strese direnir. Bazıları ise daha hassastır; özellikle foliküllerin çeşitli minyatürleşme aşamalarında olduğu, androgenetik saç dökülmesi süren hastalarda. Zaten zayıflamış olan minyatürleşen foliküller, stresin yol açtığı şok dökülmesine sağlıklı, tam kalınlıktaki foliküllerden daha duyarlıdır.
İşlem sırasında hastanın genel sağlık durumu, beslenme durumu ve stres düzeyi de şok dökülmesinin şiddetini etkiler. Demir, çinko, D vitamini veya protein eksikliği, folikülleri stresin yol açtığı dökülmeye daha duyarlı hale getirebilir. İşlem döneminde ciddi uykusuzluk yaşayan ya da yüksek psikolojik stres altında olan hastalar, işleme daha sağlıklı gelenlere göre daha belirgin şok dökülmesi yaşayabilir.
Takvim: Şok Dökülmesi Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Biter?
Şok dökülmesinin zamanlaması çoğu hastada görece öngörülebilir bir seyir izler; ancak hem başlangıcı hem de bitişi kişiden kişiye değişebilir.
Nakledilen saçın dökülmesi genellikle işlemden iki ile altı hafta sonra başlar. Nakledilen greftleri, alındıkları sırada aktif büyüme evresinde olan bazı hastalarda dökülme ikinci hafta gibi erken bir dönemde başlayabilir. Bazılarında ise dökülme dördüncü ya da beşinci haftadan önce fark edilmez.
Doğal saç şok dökülmesi, görülecekse nakledilen saçın dökülmesinden biraz daha geç ortaya çıkma eğilimindedir; genellikle üçüncü ila altıncı haftalar civarında başlar, bazen sekizinci haftadan önce belirginleşmez. Bu geç başlangıç, hastaların şok dökülmesini atlattıklarını sanmasına yol açabilir; ardından doğal saçlarının inceldiğini fark ederler ve bu, ilkinin ardından gelen ikinci bir darbe gibi yaşanır.
Aktif dökülme dönemi çoğu hastada genellikle iki ila dört hafta sürer. Nadiren bir anda ve çarpıcı biçimde gerçekleşir. Daha çok kademeli bir süreçtir: yastıkta eskisinden daha fazla saç, yıkarken daha görünür dökülme ve alıcı bölgede haftalara değil günlere yayılan kademeli bir incelme.
İşlemden sonra ikinci ila üçüncü aylara gelindiğinde, hastaların büyük çoğunluğunda aktif dökülme genellikle sona ermiştir. Ardından çoğunlukla saç ekimi sürecinin psikolojik açıdan en zor dönemi gelir: saçlı derinin seyrek göründüğü, foliküllerin deri altında çeşitli dinlenme aşamalarında olduğu ve altta olup bitenlere dair görünür kanıtın az olduğu iki ila üç aylık bir dönem.
Nakledilen foliküllerden yeni saçlar genellikle üçüncü ila beşinci aylar arasında çıkmaya başlar. Bu saçlar başta ince ve seyrektir; telogenden dönen foliküllerin ürettiği ilk teller genellikle olgun saçtan daha ince ve daha açık renklidir. Foliküller yeni anagen döngülerine oturdukça kademeli olarak kalınlaşır ve koyulaşırlar. Görünür yoğunluk artışı altıncı ila on ikinci aylar boyunca sürer; bazı hastalarda, özellikle tepeye ekim yapılanlarda, gelişme on sekizinci aya kadar devam eder.
Şok dökülmesi nedeniyle dökülen doğal saç da genellikle nakledilen saça benzer bir takvimle geri gelir; çoğunlukla üçüncü ila dördüncü aylar civarında yeniden çıkmaya başlar.
Şok Dökülme Hafta Hafta: Ne Zaman Başlar, Ne Kadar Sürer?
Yukarıda takvimi düz yazıyla anlattık; dördüncü haftada aynanın karşısındayken ise hepsini tek yerde görmek istersiniz. Üstelik şok dökülme ne zaman başlar sorusunun cevabı nakledilen saç ile kendi doğal saçınız için aynı değil. Tablo iki grubu ayrı sütunlarda veriyor; çoğu kişinin atladığı son sütun, o dönemde ne yapmanız gerektiği. Aralıkları son tarih değil, pencere olarak okuyun: beşinci haftada başlayan şok dökülme gecikme sayılmaz.
| Dönem | Nakledilen saç | Kendi saçınız (doğal saç) | Ne yapmalı |
|---|---|---|---|
| 1–14. gün | Greftler tutunur; kabuklar 7–10. gün civarında düşer. Kısa saçlar hâlâ görünür. | Henüz değişiklik yok. | Yıkama talimatına uyun. Kabukları koparmayın, kaşımayın. |
| 2–6. hafta | Dökülme başlar: bazılarında 2. haftada, bazılarında 4–5. haftada. 2–4 hafta sürer. | Genellikle yerindedir. Şok dökülme 3. haftadan itibaren başlayabilir. | Yastıkta ve duşta saç görmeyi bekleyin. Yeni ürün eklemeyin. |
| 6–8. hafta | Tellerin çoğu dökülmüştür; bölge operasyon öncesindeki gibi, hatta daha seyrek görünebilir. | Olacaksa genellikle bu dönemde görünür; nadiren 8. haftadan sonra. | Fotoğrafları gün gün değil, aynı ışıkta ay ay karşılaştırın. |
| 2–3. ay | Çoğu hastada dökülme bitmiştir. Foliküller deri altında dinlenir. | Dökülme yavaşlar ve durur. | Bekleyin. Bu en düşük nokta, sonuç değil. |
| 3–5. ay | İlk ince, açık renkli saçlar çıkar. | Yeniden çıkış genellikle 3–4. ayda, bazen greftlerden biraz önce başlar. | 3. aydan sonra hâlâ dökülme var ve hiçbir yerde yeni çıkış yoksa kliniğe ulaşın. |
| 6–12. ay | Yoğunluk artar; tepe bölgesi 18. aya kadar gelişmeye devam edebilir. | Çoğu hastada geri gelmiştir. Zaten ileri derecede minyatürleşmiş teller tam olarak dönmeyebilir. | 6. ayda, çevresi çıkarken hiç çıkış olmayan bir bölge varsa kontrol isteyin. |
Peki şok dökülme ne kadar sürer? Dökülmenin kendisi çoğu kişide 2 ila 4 hafta sürer ve 2–3. ayda biter; seyrek görüntü ise yeni çıkışın geldiği 3. ile 5. aya kadar devam eder. Endişeniz greftlerin kendisiyse, nakledilen saç neden çıkmadan önce dökülür yazısına bakın. Bu tabloyu operasyondan önce görmenizi, dördüncü haftada ilk kez karşılaşmanıza tercih ederiz.
Her Şeyin En Kötü Göründüğü Dönem
Yaklaşık dördüncü hafta ile dördüncü ay arasındaki dönem, çoğu hasta için görünümün en kötü olduğu dönemdir. İlk dökülme ya sürüyor ya da tamamlanmıştır. Saçlı deri, işlem öncesine göre belirgin biçimde daha seyrek görünebilir. Henüz kayda değer miktarda yeni saç çıkmamıştır. Hasta da foliküller deri altında dinlenme evresini tamamlarken, ilerlemeye dair görünür bir kanıt olmadan askıda bir bekleyiş içindedir.
Gece saat 2’de kaygıyla yapılan internet aramaları, kliniğe panik içinde yazılan e-postalar ve işlemi yaptırdığına pişmanlık en çok bu dönemde görülür. Aynada görülenler gidişatı yansıtmadığı için, hastaların güvenceye en çok ihtiyaç duyduğu ama bu güvenceyi göremediği dönemdir.
Bu dönemi işlemden önce tanımak, yani var olduğunu, genellikle ne zaman yaşandığını ve görünen saçın olmamasının canlı foliküllerin olmadığı anlamına gelmediğini bilmek, bir hastanın yapabileceği en önemli psikolojik hazırlıktır.
Donör Bölgede Şok Dökülme Olur mu?
Olur; yalnızca alıcı bölge kadar konuşulmaz. Donör bölgede şok dökülme aynı stres yanıtının başka bir yerde görülmesidir: greft alınan noktaların arasında kalan teller çevredeki işlemden etkilenir ve bir kısmı bir süre dinlenme fazına geçer. Hastalar bunu genellikle 2. ile 6. haftalar arasında, çoğunlukla da ense ve yanları kısa kestirdiklerinde fark eder. Kel bir nokta gibi değil, yer yer seyrelmiş ve saçlı derinin seçildiği bir görüntü olarak çıkar.
Takvimi bu sayfadakiyle aynıdır. Dökülme 2–3. ayda durulur, saçlar 3–4. ay civarında geri çıkar ve 6. aya gelindiğinde donör bölge çoğu zaman, alınan greftler dışında, operasyon öncesindeki görünümüne döner. Nazik yıkama, kaşındığında kaşımamak, enseyi ilk haftalarda güneşten korumak ve makineyle çok kısa kestirmeyi ertelemek bölgeyi sakin tutar.
Şok dökülmenin yapmadığı tek şey kalıcı olmaktır. Ense 9. ayda ya da sonrasında hâlâ seyrek görünüyorsa, neden daha büyük olasılıkla aynı bölgeden gereğinden fazla greft alınmasıdır; bu, aşırı alınmış donör bölge yazısında anlatılan, kalıcı ve ayrı bir sorundur. Henüz işlem planlıyor ve donör bölgenizin güvenle ne kadar verebileceğini öğrenmek istiyorsanız, Hairpol’de donör bölgenizin fotoğrafla değerlendirilmesi bunu daha tek bir greft alınmadan netleştirir.
Şok Dökülme ile Greft Kaybı: Fark Nasıl Anlaşılır?
Şok dökülmesi ister nakledilen saçta ister doğal saçta olsun geçicidir. Folikül canlıdır, dinlenmektedir ve sonunda yeni saç üretir. Greft kaybı ise işlemden sağ çıkamayan, yani alınma, işlenme veya yerleştirilme sırasında bir daha saç üretemeyecek kadar hasar görmüş foliküller için kullanılır. Greft kaybı kalıcıdır.
Zorluk şudur: işlemden sonraki haftalarda şok dökülmesi ve greft kaybı dıştan aynı görünür. İkisinde de saçlı deri beklenenden daha seyrek görünür. O anda bunları gözle ayırt etmek mümkün değildir; şok dökülmesi dönemindeki kaygının büyük bölümünün kaynağı da budur.
Pratikte fark zamanla anlaşılır. Foliküller şok dökülmesi nedeniyle telogendeyse, büyüme döngüsü yeniden başladıkça üçüncü ila altıncı aylar arasında yeni saç çıkar. Foliküller kaybedilmişse, ne kadar beklenirse beklensin o noktalarda yeni saç çıkmaz.
Altıncı aya gelindiğinde, şok dökülmesinden toparlanma ile kalıcı greft kaybı arasında anlamlı bir değerlendirme yapılabilir. Üçüncü ayda seyrek olup altıncı ayda belirgin biçimde yeni saç çıkan alanlarda şok dökülmesi yaşanmıştır. Altıncı ayda hiç yeni saç çıkmayan alanlarda ise greft tutunması düşük olabilir; bu noktada kapsamlı bir klinik değerlendirme uygundur.
Şok Dökülmeyi En Aza İndirmek İçin Ne Yapılabilir?
Şok dökülmesi tamamen önlenemez, çünkü onu yaratan biyolojik mekanizmalar operasyonun doğasında vardır. Ancak şiddetini etkileyen çeşitli etkenler vardır ve bunların bir kısmı hastanın elindedir.
İşlem öncesi ve sonrası beslenme durumu, üzerinde en kolay çalışılabilecek etkenlerden biridir. Folikül sağlığı; demir düzeyleri, ferritin, çinko, D vitamini, biyotin ve protein alımından önemli ölçüde etkilenir. İşlemden önce kan tahlili yaptırmak ve eksiklikleri haftalar öncesinden gidermek, foliküllerin operasyonun stresine en iyi durumda girmesini sağlar.
Topikal ya da ağızdan kullanılan minoksidilin şok dökülmesinin şiddetini ve süresini azaltabildiğine dair bazı kanıtlar vardır. Telogen evresini kısaltarak ve folikülleri daha hızlı biçimde anagene döndürerek etki ettiği düşünülmektedir. Bu nedenle bazı klinikler işlemden önce minoksidile başlanmasını ve iyileşme boyunca sürdürülmesini önerir; ancak bu, tedaviyi yürüten hekimle görüşülmeli, kendi başınıza başlanmamalıdır.
İşlemden sonraki haftalarda stres yönetimi, hastaların çoğunun sandığından daha önemlidir. Psikolojik stres kortizol düzeyini yükseltir ve sürekli yüksek kortizol, başlı başına telogen effluvium ile ilişkilendirilir. İyileşme dönemindeki uyku kalitesi, iyileşme kurallarına uygun egzersiz ve genel iyilik hali, foliküllerin iyileştiği hormonal ortamı olumlu etkiler.
Bakım talimatlarına, özellikle yıkama protokolüne, güneşten korunmaya ve fiziksel aktivite kısıtlamalarına dikkatle uymak, zaten savunmasız bir iyileşme döneminde olan foliküller üzerindeki ek stresi azaltır. Kötü bakım doğrudan şok dökülmesine yol açmaz; ancak onu daha şiddetli ve uzun süreli kılan inflamatuvar koşulları uzatabilir.
Klinikle Ne Zaman İletişime Geçilmeli?
Şok dökülmesi çoğunlukla klinik müdahale olmadan geçer. Ancak beklemek yerine klinikle iletişime geçmenin uygun olduğu bazı durumlar vardır.
Dökülme, yeni saç çıktığına dair hiçbir işaret olmadan üçüncü ayın ötesine uzuyor gibi görünüyorsa klinik değerlendirme gerekir. Bazı hastalarda dökülme dönemi uzun sürse de, yeni çıkış işareti olmadan süren kayıp mutlaka uzman tarafından değerlendirilmelidir.
Şok dökülmesine saçlı deride süren kızarıklık, ısı artışı, hassasiyet veya herhangi bir akıntı eşlik ediyorsa, bunlar tedavi gerektiren inflamatuvar bir duruma ya da enfeksiyona işaret edebilir. Şok dökülmesi tek başına ağrılı değildir ve saçlı deride belirti yaratmaz. Saçlı deride belirtilerle birlikte görülen saç dökülmesi, değerlendirilmesi gereken farklı bir klinik tablodur.
Komşu bölgelerde saç belirgin biçimde çıkarken belirli bölgelerde altıncı aya gelindiğinde hâlâ yeni saç görünmüyorsa, klinik inceleme yardımcı olabilir: böylece uzun sürmüş ama toparlanan bir şok dökülmesi ile sonraki bir işlemin planlanması gerekebilecek, greft tutunmasının düşük olduğu bölgeler birbirinden ayrılabilir.
Hikayenin Sonu
Şok dökülmesi, bunu yaşayan hastaların büyük çoğunluğu için saç ekimi sürecinin duygusal açıdan en zor kısmıdır. Zamanlaması da gerçekten acımasızdır: işlemin yoğunluğu geride kalmış, ilk hafta atlatılmış, kabuklar dökülmüş, ilk iyileşme rahatsızlığı geçmişken gelir ve hasta daha iyi görünmeyi beklerken daha kötü göründüğünü görüp şaşkına döner.
Ancak biyoloji açık ve tutarlıdır: şok dökülmesi başarısızlığın ölçüsü değil, strese verilen bir yanıttır. Bu dönemde saç döken foliküller ölmez, dinlenir. Saçlı derinin ikinci aydaki seyrek görüntüsü, sekizinci aydaki görüntüsü olmayacaktır.
Şok dökülmesi dönemini atlatan ve altıncı aya alıcı bölgede yeni saçlar çıkmış olarak ulaşan her hasta aynı şeyi fark eder: başarısızlığın kanıtı gibi görünen dönem, aslında sonuçtan önceki bir duraklamadır. Şok dökülmesinden sonra çıkan saç, zaten çıkacak olan saçtır; yalnızca işlemin başlattığı döngü sıfırlamasından geçmesi gerekiyordu.
O saçlar geliyor. Ancak süre haftalarla değil, aylarla ölçülür. Beklenenden geçici olarak daha kötü görünen saçlı derinin altında, anagene dönmeye çalışan foliküller tam da yapmaları gerekeni yapıyor.
Faydalı bulduysanız Hairpol'ü Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Greft Aralığı Hesaplayıcı
Üç soruyu yanıtlayın, durumunuza uyan tipik greft aralığını görün. Sonuç, yayımladığımız klinik rehberlere dayanır.
Bu bir ön tahmindir, tıbbi değerlendirme değildir. Net sayı, donör bölgeniz ve saç özellikleriniz doktor tarafından incelendikten sonra belirlenir.
Ücretsiz Saç Analizi
Birkaç soruyu yanıtlayın, tıbbi ekibimiz durumunuzu incelesin.
